İlk Yazım

13 Ekim 2026

İlk Yazım

Dünya iki kapılı bir han. Geldiğimiz tarihi ve saati aşağı yukarı bilebiliyoruz ya gideceğimiz zamanı?

Ne önemi var ki bugün yarın ya da 10 sene sonra. Yaşadığımız her an aynı ise kendimizi ruhsal yönde geliştirip değişmiyorsak ve değiştirmiyorsak. Bence sadece yaş almış olacağız. Fakat hayat sadece bazı rutinlerden ibaret olmamalı . İnsan olarak dünyaya seçerek veya seçmeden gelmiş olmamız neyi değiştirir?

Sadece sorumluluklarımızdan kaçmak için sorgulamalar bahane aramalardan öteye gidemez 

Bazen Yüce Yaradana ait olan Dünya adı verilen bu iki kapılı handa emanetçi olduğumuzu unutup kendimizi ev sahibi olarak görebiliyor ve kurallarını da kendimize göre uyarlayıp tüm hakları kendimizde görerek bencilce davranıp Yaradan yerine bilerek kasıtlı olarak veya sorgulayıp düşünmeden körü körüne atalarımızdan gelen inanç köleliğini sürdürüyoruz 

Oysa ki dünya da barış sevgi saygı ve birlik içinde yaşayabilmemiz için gerekli tüm bilgiler yüce Yaradan tarafından kendi ruhundan bize verdiği parça ile zaten yüklenmiş farkında olmasak da.

Yaratılan İlk insandan itibaren hepimiz kendimizde ruhsal bir eksiklik hissediyor ve bu eksikliği tamamlamak için mutluluğu hep farklı yerlerde arıyoruz. Bulduğumuzu sandığımız her ne ise kısa bir süre sonra doyuma ulaşıp tekrar arama hissi uyandırıyor. Aslında bir ben vardır bende benden içeri  ...Yunus Emre de bulanlardan, farkına varanlardan.

Mevlana Celaleddin Rumi, Nesimi gibi günümüze kadar isimleri sevgi ve saygı ile anılan görevli ruhlar gönül gözüyle görülüp sevilmektedir. Görev verilmese de sorumluluk bilinciyle insan bazı değerleri kendisine görev atfedebilir.

Dışa dönük değil de içe yani olması gerektiği gibi Öz üne dönük insanlar her zaman sistemin kölesi olmaktan kendilerini koruyabilmişler ve bunun sonucunda  mutluluğu gerçek değerlerde buldukları için ellerindeki ile yetinip ve paylaşmasını bilebilmişlerdir.  Ellerinde ki bilgi ise canları pahasına paylaşıp Nesimi gibi ölümsüzleşmişler, hala sevgi ve saygı ve hayranlıkla anılmaktadırlar. Hatta günümüzde bile her milletten, dinden, dilden insanı bir araya getirmeyi mucizevi bir şekilde başarabiliyorlar.

Sevginin dili,dini, rengi ve nedeni olamaz. Ruhtan bir parça yaratılan tüm insanlarda vardır o nedenle ayırım yapmak düşünülemez zaten 

Sevgi hep kazanmıştır ve kazanacaktır. Kapitalizm veya diğer bir takım güçleri ellerinde bulunduran ve bu güçleri üstünlük aracı olarak görüp paylaşmayan ve insanlar üstünde ezici guç olarak kullananlar kaybedenlerden olacaktır.

Peygamberlerin ve  felsefecilerin ortak mirası sevgi, saygı, hoşgörü, paylaşma ve empati. 

Tüm ölümsüz ruhları Sevgi ve saygı ile anıyorum.

Fatma Nuran Çinaz


TOPLULUK

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor…